kadınları itici yapan detaylar

kocaeli üniversitesi'ne istanbul'dan gelip gitmek

  1. Anaokulu cocugu modudur. anlam vermeye bile çalışmam okudugun sehirde kal.ki kaldıki kocaeli öğrenci için yaşanmıcak yer değil.azıcık ananızınn dizinin dibinden ayrılın.ayaklarınızı üstünde durun paranın iktisadını yapmayı öğrenin

türk kızını beğenmeyen türk erkeği

fakat müzeyyen bu derin bir tutku

sevgili bulmak için hiçbir şey yapmayan insan

  1. aslında sevgilisi olmasını istemesine rağmen, hiçbir girişimi olmayan, hoşlandığı karşı cinsler olsa da hep bunu bir şekilde hasır altı eden, elini uzatmayan, konuşmayan, girişimde bulunmayan kişidir.

10 kasım

  1. dünyanın en hüzünlü günlerinden biri. saygı ve özlemle anıyoruz...

sözlük yazarlarının ekşiden entry çalmaları

  1. belki de çalmak kelimesi ile suçladığın kişi ekşide de yazardır ve ciddi anlamda araştırma yapıp derlediği bir entry ile buradakileri de bilgilendirmek istiyordur. olamaz mı? olabilir.
    bir de olayın görünmeyen yüzü var. ayrıca başlıklar bile ekşiyle paralel iken(çoğu zaman böyle) saçma bir suçlama olmamış mı sence de?

karşı cinse dönüşülse yapılacak ilk şey

  1. ağlayan arkadaşıma tuvalete kadar eşlik ederdim merak ediyorum içerde nasıl bir motivasyon konuşması yapılıyor.

hesabı öderken cüzdanı evde unuttuğunu fark etmek

  1. ömür boyu unutulmayacak anılara sebep verir.

    yer kocaeli yıl 2006.

    üniversitedeki ilk yılın son zamanları. artık finaller gelip çatmıştı neredeyse.
    yurttan oda arkadaşlarım istanbul'a gitmişler ve ben odada yalnız kalmıştım. cumartesi akşam üzeri epeyce açıkmış durumda yurttan çıkıp merkeze gelmiştim.
    yürüyüş yolu meslek lisesi karşısında isim vermeyim bir lokanta vardı. küçük iki katlı bir dükkan.. o an ne düşünüyor duysam dalgınlığımın zirvesinde lokantaya girmiştim. yurtta unuttuğum cüzdanımın yokluğundan habersiz karnımı doyurmuş sıra hesap ödemeye geldiğinde ise ''eyvah'' demiştim.
    kasaya doğru yöneldim. ''ne kadar'' diye sormam ile birlikte elimi cüzdanıma attım ki cüzdanım yok. hemen düşürdüm mü acaba diye düşünüp yurtta unuttuğumu hatırladım. biraz mahçup biraz da kısık bir sesle, ''muhtemelen cüzdanımı yurtta unuttum. öyle hatırlıyorum. dalgınlık işte. şu anda size ödeyecek param yok. ama telefonum var onu bırakayım. 1 saat sürmez gelir hesabı öderim. olmaz derseniz de hakkınızı helal edene kadar bu lokantada çalışırım temizlik yapar bulaşık yıkarım'' dedim.
    adam şaşırdı.
    ''iyi geç bulaşıkları yıkamaya başla'' dedi, yukarı çıkan tahta merdivenin altındaki kapıyı gösterip. ''bismillah'' dedim girdim içeri. bir kadın vardı içeride. meraklı gözlerle bana baktı. ''bulaşıkları yıkayacağım da'' dedim. çok fazla değildi ama yine de vardı. sanırım bir saat sürdü yıkamam. elim yatkındır biraz.
    sonra adam geldi.yıkanan bulaşıklara baktı.
    ''şimdi de yerleri süpür sil, sandalyeleri masanın üzerine ters çevirmeyi unutma, en sonunda da masaları sil'' dedi ve çıktı dışarı. kadına süpürge kürek paspas koydukları yeri sordum. ''üst katta el yıkama lavabosunun yanındaki perdenin orada'' dedi. yukarı çıktığımda bir masa doluydu, müşteri varken temizlik yapmanın doğru olmayacağını düşünüp geri aşağı indim. kasada oturan adama ''verdiğiniz işi yapacağım ama yukarıda müşteriler var rahatsız olabilirler. isterseniz müşteriler gidene kadar başka bir iş yapayım, onlar gidince temizlerim'' dedim. adam ''onlar rahatsız olmazlar. git temizliğini yap'' dedi. ''tamam'' dedim.
    yukarı çıkıp sandalyeleri ters çevirmeye başladım.süpürdüm sildim,
    yarım saat süren temizlik sonunda bitti. aşağı indim ve başka işin olup olmadığını sordum.
    adam gözüme bakıp ''bugün için bitti yarın da biraz çalışacaksın'' dedi. yarın için gelmemin gereksiz olduğunu sabah borcumu ödeyebileceğimi söyledim. kabul etmedi. ''yarın yine geleceksin'' dedi.
    gitmesem gitmezdim aslında. ama gittim. belki yemeği helal etmez diye düşündüm. para ödememi de istemiyor anca beni çalıştırıyordu. ertesi gün akşam üzeri lokantadaydım. adam ''iki çay al yukarı gel'' dedi. mutfakta abla yine çalışıyordu. çayı doldurup yukarı çıktım ki bizim sınıftan bir kız ile adam masada oturuyorlar. çaylar elimde öylece onlara bakıyordum. adam ''getirsene çayları'' dedi. masaya bıraktım. bugün ne iş yapacağımı sordum.
    ''bugün iş yok'' dedi. seni yeğenimle tanıştıracağım. sınıftaki kız yeğeniymiş. kız ''biz aynı sınıftayız ama işin aslı hiç konuşmadık bile şimdiye kadar'' dedi. adam daha da şaşırıp gözlerini bana dikti. içimden başına bela aldın oğlum dedim ama düşününce dünden beri bu belanın içindeydim.
    ''hakkınızı helal edin, etmeyecekseniz borcumu ödeyeceğim. saygısızlık yapmak adetim değildir, madem bugün iş yok gitmem lazım'' dedim.
    adam ''hak falan yok helal hoş olsun. senin gibi efendi kimse kalmadı artık. on liralık yemek karşılığında elli liralık iş yaptın çıt çıkarmadın. seni bugün çağırmamdaki sebep ise yeğenimle tanıştırmaktı'' dedi. utanmıştım. cidden çok utanmıştım. benim geldiğim yerlerde insanlar ailesinden kızları köşe bucak saklarlar kimseye göstermezlerdi. burada ise adam yeğenini benimle tanıştırıyordu. artık bir şey demedim. geçiştirip oradan kurtulmam lazımdı. biraz daha durup müsaade istedim. kız baygın gözlerle bana bakıyordu. adam ise gayet rahattı. bense çok şaşkın.
    çıktım dükkandan. aklıma ilk saat kulesi geldi. çıkıp denize bakıp biraz kafa dinlemek. belmar a kadar kendi kendime ''bu nasıl iş'' deyip durdum. bizim oralarda büyük mesele öyle kız erkek ilişkileri.
    saat kulesine çıktım oturdum. bir kaç dakika geçmedi ki yanıma biri oturdu. irkildim, baktım ki sınıftaki kız.
    ''niye geldin, beni mi takip ettin'' dedim.
    ''evet'' dedi. ''dayım senin çok efendi ve dürüst biri olduğunu söyledi. şansa bak ki seni görene kadar çok merak ediyordum. meğer aynı sınıftaymışız ve ben seni fark edememişim seni''
    ''abartıyorsunuz. altı üstü cüzdanımı unuttum ve hesabı ödemek için biraz çalıştım hepsi bu'' dedim.
    ''seni yakından tanımak istiyorum'' dedi.
    resmen arkadaşlık teklif ediyor yakınlaştıkça yakınlaşıyordu.
    ''bak bana çok ters bu işler. senin aradığın kişi ben değilim. öncelikle ben buraya okumaya geldim ve bunun için de anneme babama söz verdim. senle arkadaş olmayız. dayına gelince iyi adam hoş adam. ama yaptığı yanlış. belki ben sandığı gibi iyi biri değilim. belki seni kandırırım. insan yeğenini hem de kız haliyle nasıl bir erkekle sırf arkadaşlık yapsın diye tanıştırabilir anlamıyorum. kusura bakma. şimdi gitmem gerek. sen de benimle aşağıya insen iyi olur. burası tekin yerler değil bir kız için'' dedim.
    kız ağlayacak gibi oldu. koşup gitti benden önce.
    o kız ile üç sene daha aynı sınıfta okudum. bir kere bile konuşmadık. hep uzaktan baktı bana.
    bense bir daha cüzdanıma bakmadan lokantaya girmedim.
    oda arkadaşlarıma bu olayı hiç anlatmadım.fena dalga geçerlerdi yoksa.
    mezun olmadan evvel o lokanta kapandı.
    okulun ilk yıllarındaki bu tutucu tavırlarım daha sonraki senelerde o kadar fazla kalmadı.

nefarkederki