david lynch

  1. david lynch kendisine dahi yönetmen sıradışı bir zeka ve entellektüel denilen adamlardan. sinema eğilimi bilinenin aksine pek ötekilere benzemiyor.
    filmlerinde kurgu yok mesela ve nedensellik de onun için pek ön planda değil. iyi bir eğitim aldığı için kendini asla ispat etme gayretine girmemiş sinemada başarıyı yakalayacağından adı gibi emin. eğer o kadar tutulacağını izleneceğini bilmese kalkıp 100 yıllık sinemaya bakışı değiştirmek gibi büyük bir riskin içine girmeyecek. kendinden o kadar emin ki kaldırıp atmış sinemanın temel öğesi olan kurguyu nedenselliği. onun için açık kapı bırakmadan filmi tamamlamak mesele değil istiyor ki asla kapılar kapanmasın. nasıl ki rüyada birbiriyle alakalı olmayan yer zaman kişi öğelerini görüyorsak almış sinemaya koymuş nasıl ki rüyalarımızda asla hatırlayamadığımız küçük anlamsız detaylar varsa kalkmış onu sinemaya göz önüne koymuş. içgüdüsellik ve duygular diyor sinema için her şeyden daha önemli yani rüyadan uyanıldığında yüzümüzde beliren o şey.
    'mullholland dr.' filmini ondan başka kim çekseydi küfür yiyordu aç kalmıştı ahmaklığından söz ediliyordu ama o çektiği için senaryosunu o yazıdığı için herkes tarafından sanki ortada böylesi bir film yokmuş gibi davranılıyor.
    david lynch farklı biri. iyi mi kötü mü bilmiyorum ama çok farklı biri.
    iskambil kağıtlarıyla nasıl birbirinden farklı kurallarda birçok oyun oynanabiliyorsa ve bu oyunlar tamamen farklıysa onun filmlerindeki karakterler de aynı iskambil kağıtları gibi.

joaquin

tecavüzün meşrulaştırılması

  1. sgkli kardeşim 17 yaş olağan evlenme yaşı(veli izni ile) 16 yaş o.üstü evlenme yaşıdır.(hakim kararı ile) 16 yaşındaki bir çocuk hamile kalsa bile eğer rızası varsa evlenmeye evlenmesi mümkündür. bu yasa demek ki 16 yaşından küçüklerle cinsel ilişkiye giren insanlar için çıkarılmış bir yasa. şimdi şöyle bak duruma 0-12 yaş arası cezai ehliyet yoktur, 12-15 yaş arası ise kavrama yeteneğine bakılır ve ona göre ceza verilir bireylere. yani demem o ki ceza kanunı bile bu yaş grubuna tam olarak kavrama yeteneği yüklemezken, bu yaştaki bir çocuk nasıl olur da evlilik sorumluşuğunu yüklenebilir, yahut rızası ne derecede olabilir? çok çok istisnalar var mıdır elbet vardır rızasıyla bu işi yapan ve evlenmek isteyen, ama bu azınlık için böyle infial yaratacak bir kanunu önermek büyük cesarettir. neyse ki insanlar tek ses olabildi bu kanun maddesi karşısında da iş salıya kaldı.

    yani kısacası (15-) yaş grubunudaki çocukların evlenmesinin önünü açan ve kötüye kullanabilecek bir madde. sağda solda çıkan kocam hapiste ben evdeyim röportajlarına da aldırma. bana da bir mikrofon ver cebime de 150tl, en olmayacak şeyleri söylerim* tam bir goebbels propagandası.

    edit: içimde kalmasın madem döküldüm, işin daha ilginç yanı tbmm oturum tutanağında bekir bozdağ önergeye katılmıyoruz diyor, aradan 1 saat geçmeden önergeyi savunan açıklama yapıyor. şu ana kadar sosyal medyada buna değinen birisini görmedim. bana garip geldi, yarın tutanak linkini eklerim.

    edit2: oha tutanak değişmiş, katılıyoruza dönüşmüş. şoktayım şu an.

    edit3: ulan çok dolmuşum durmadan editliyorum. her şeyi geçtim, bu hükümet değil miydi kızlı erkekli evlerde oturulmasın diyen, okullarda kızlı erkekli dolaşanları fişleyen müdürler üreten ve daha nicelerini yapan? islamda zina haram değil mi peki? bu resmen nefret ettikleri zinayı da meşrulaştırmaktır. peki bu ne yaman çelişkidir?

sözlük yazarlarının lise anıları

  1. lise 2... önceki sene atıldığım -ki çok uzunca bir hikaye- lisede kız arkadaşımı bırakıp istanbul'a geldim. iki hafta geçti, üç hafta geçti, içim içimi yiyor. gitmem lazım. öyle bir özlemişim ki tarif edilemez.

    o dönem de okula yeni geldiğim için cemaatin abileri peşimde. yanlarında kalan ilkokuldan tanıdığım bir iki çocuk vasıtasıyla bana ulaştılar. bir haftasonu gel, kalırız ayakları falan. tabi bende bir aydınlanma oldu. zaten istanbul'a geldiğimden beri bolu'ya gitmek için para biriktiriyordum. aileme durumu anlatıp hafta sonu için izin aldım.

    uzatmayayım, topuklarım götüme vura vura bolu'ya vardım. içim içime sığmıyor tabi, ama romantik de erkeğim ya, akşama kadar bekleyeceğim kızı. akşama kadar bekledim. okul çıkışlarında arkadaşlarla beraber gittiğimiz bir kafe vardı, oraya oturup beklemeye başladım. ama nasılım biliyor musun, içim içime sığmıyor. onu görmek, sarılmak, doya doya öpmek...

    ben bu ruh halindeyken bu bir çocukla beraber geldi. çocuk yerli, okuldan tanımıyorum. bir süre karşılıklı oturup gülüştüler falan. ben kurşun gibi saplandım olduğum yere. ilk defa aldatılıyorum kolay mı. hareket edemiyorum, tepkisizim. sonra çocuk benimkinin yanına oturdu. öpüşmeye başladılar. nefesim kesiliyor sandım ama hayır, bildiğin nefes alıyordum. üstelik öyle canımı yakıyordu ki aldığım nefes, acıdan başım dönüyor, midem bulanıyordu. ani bir refleksle ayağa kalktım. masaya yönelip adını söyledim. sinirliydim, o an ikisini de öldürebilirdim. ama o korkmuş, ürkek ve pişman -öyle olduğunu sanıyordum- gözleriyle bana bakınca bütün sinirim geçti. yerini acıma aldı, kendime acıma.

    o kafeden nasıl çıktım, hesabı ne ara ödedim hatırlamıyorum. kafam yerine geldiğinde saat sabaha karşı üç gibiydi. cici taksi derler bir yer var boluda, orada otoyolun kenarında oturuyordum. telefonda altı cevapsız çağrı on yedi mesaj vardı, hepsi ondan. o geceyi o soğukta tamamlayıp ilk arabayla istanbul'a döndüm.

    bu arada, kız ağzımdan girdi burnumdan çıktı kendini affettirdi. ben de iki ay sonra okul gezisi diye tekrar kaçıp onu görmeye gittim. ve ne tesadüf, yine aldatıldığımı keşfettim.*

    neyse, bu da başka zamanın konusu olsun.*

gırgır dergisinin peygamber karikatürü

  1. En başta şunu söyleyim gırgrır penguen leman gibi karikatür dergilerini alırım ve büyük bir zevkle okurum.Muhalif biri olarak da yaptıkları siyasi mizahi hep çok zekice bulmuşumdur.düşünce ve fikir özgürlüğünün bir toplumun gelişmişlik düzeyini gösteren temel referans noktalarının başında geldiği kanısındayım.Lakin hz musa hakkında yaptıkları karikatürün savunulacak bir tarafı olduğunu düşünmüyorum.Her kişinin her toplum ve topluluğun kutsal gördüğü değer kurum ve kişiler vardır.Bu inanmayanlar için bile geçerlidir ,onlarında değer verdikleri anne ,çocuk, aile ,cinsel tercihler gibi listeyi uzatabileceğimiz dalga geçilmesinden hoşlanmayacakları değerler vardır.Bu konuda yapılan rencide edici her karikatür yazı yorum ve davranışı yanlış buluyorum.Bu arada gırgır dergisi kapatılsın fikrine de şiddetle karşı çıkıyorum.Fikirleri yasaklamanın onları yüceltmekten başka bir şey getirmeyeceği görüşündeyim.Gırgır dergisine yakışmadı umarım istenmeyen şiddet davranışlarına maruz kalmazlar.

sözlük yazarlarının hobileri

lozan antlaşması başarısızlıktır

  1. reyizin uzun zamandır belli aralıklarla -lozan memleketin tapusudur- söylemlerinden sonra hiç de şaşırtıcı olmayacak şekilde çark edip lozani boklamasi konulu başlık...

    reyize, fesli maraş dondurmacisina ve comarlarina göre o anlaşmayla yunan adalarını kaybetmişiz.

    not: osmanlının son toprak kazandığı anlaşmadan sonra ortalama 250 yıl boyunca yıkım gerçekleşti. neticede ingilizlerle kaçan bi padişah kaldı geriye...

    işte bu olayların ardından ilk kez lozan antlaşması ile hatay türkiye topraklarına katıldı.

    edit: 2023te bitecek diyorlar, büyük harfle yazmak isterdim buraya, nah bitecek.

otobuste elini tutacak yer bulmak

sözlük yazarlarının özledikleri

  1. formata uymak için gelen tanım : başlıktan'da anlaşılacağı üzere uuser 'ların özledikleridir. Şu an yapmak istedikleridir.

    ilkokulda dersteyken, çöp kovasının oraya kalem açmaya gitmek mesela yanına gelen, yahut senin çağırdığın lak lak arkadaşları ..

    bir dönüm bostan, yan gel yat osman mantığının uygulandığı, bütün derslerin 5 olduğu o muazzam yıllardır şu an özlediğim.

    sıra üzerinde silgiyi temizlerken oluşmaya başlayan uzun silgi zincirini daha da uzatarak tenefüste arkadaşlara gösterip, fors atmalarımızı anımsadığım.

    en çokta masumiyetine hasret kaldığım;

    +kalemini kullanabilir miyim?
    -evet.
    +bana kalemini kullandırttı,
    o da beni seviyor.

ak partinin referandum sloganı

  1. "Türkiye'yi seviyorum,cumhurbaşkanlığı sistemine evet diyorum" diye bi slogan çıkarmışlar bi de hayır diyecek vatandaşlar sevmiyor mu ulan Türkiye yi emin ol senden daha çok seviyorum. İnadına hayır basacağım çevremdeki herkesi de buna teşvik edeceğim.